Monotonluk Maratonu
Apartman kapısından çık. Bakkala selam ver. Kulaklıklarını tak, heh oldu şimdi dış dünyadan koptun. Her zamanki yoldan sahile in. Yanında durmuş sana korna çalan -bunu duymana gerek yok, direksiyonun üstüne eğilmiş sana bakmakta olan gözlerle karşılaşman yeterli- dolmuşa aldırmadan durağa yönel. Hmm ilerde park halinde bir araç var, yanından geçerken camında saçını düzelt.
Ovv durak hayli kalabalık. Otobüse sığabilmek için stratejik bir noktaya geç. Paranı hazırla. Aa! Bu şarkıyı çok seversin bak, sesini aç. Nihayet, otobüs geldi. Muavinle konuşmaya gerek duymadan parayı uzat, o zaten nereye gideceğini biliyor. Orta kapıda kendine güvenli bir yer bul. Puff, şimdi 45 dakika ayakta durmaya çalışacaksın…
Yolu yarıladık. Opss! Koca çantası ve kalçasıyla otobüsten inmeye çalışırken seni de çekmekte olan pazarcı teyzeye pis pis bak.. Heh işte geldik. Otobüsten in, birkaç gündür yaptığın gibi yine basamakları ikişer ikişer çık.
Sınıfın önündesin, yeni arkadaşlarını gördün. Kocaman bir gülümsemeyle, sıcacık bir merhabayla karşıladılar seni. Harika, sen de aynı şekilde karşılık ver. Şimdi bir buçuk saat hocanı dinlemeye çalış, ders arası arkadaşlarınla kahve içip -uyanmak için- sohbet et. Sohbet çok güzel, şimdi sınıfa dön. Bir buçuk saat daha..
Sınıftan çık, arkadaşlarınla durağa kadar yürü. Otobüs orda, arkadaşlarınla vedalaş. Şanslısın, oturacak yer var. Kulaklıklarını tak. Yol boyunca günün kritiğini yap. Ee, hangi şarkıları dinledin, farkında bile değilsin.. Olsun.
İneceğin yere geldin, düğmeye bas. Hmm deniz rüzgarı.. Hırkan nerde?.. Heh tamam. Hızlı adımlarla eve yönel. İşte geldin.
Eve adımını atar atmaz başka bir insana dönüştün. Odana girip üstündeki Ecem’i çıkar. Ah..yorulmuşsun..
Okul hayatımı bilinçli olarak her zaman belirli rutinlerin üzerine kurdum. Her sabah geçtiğim yerlerden saat kaçta geçtiğim belliydi, esnaf beni tanırdı, her gün karşılaştığım adamla yine aynı saatte mi karşılaşacağımızı anlamak için dakika tutardım..
Yine okul dönemi başladı ve ben yine rutinlerimi oluşturdum. Ama farklı bir şeyler var bu kez.. Monoton hayatımdan sıkılmıyorum. Hayatımda ilk kez okula giderken mutluyum. Belki üniversiteli olmanın heyecanı, belki de çömezliktir.. Belki de monotonluk maratonumun kurallarını sevmeye başladım. Belki de sınavlar başlayınca lanet ederim. Bilmiyorum!!.
Tek bildiğim; uzun zamandır ilk kez hayatımdan memnunum.
Hepimizin maratonu başladı. Hem de hiç alışık olmadığımız bir biçimde.Yeni bir şehir(senin için değil ama benim için), yeni bir hayat, zorlu bir ev yaşamı…
Bu hayata yeni başlayan herkesin duygularını dökmüşsün; otobüs,müzik,arkadaşlar…
Kendinle konuşma bölümlerine bayıldım
Not:İlerleyen zamanlarda bu arkadaş beni tanımadığını iddaa edebilir.İNANMAYIN SAKIN!!!…:D:D Evet kardeşim monoton bir hayat. .Her gün ameliyat yapan bir doktorun,her hafta maça çıkan bir futbolcunun,her gün gözlüğünü takıp dikiş nakış yapan annenin hayatı gibi.Bir kalp ameliyatı doktor için sıradan; senin için şaşırtıcı,ilginç.İşte olayın güzelliği burda .Herkesin kendi hayatı.O yüzden mutlu olmak gerekiyor belkide.Yalnız şunu unutma; senin bu monoton hayat benim hayata çok benziyor.Garanti kopya çektin.:D:D Sonsöz :Sadece keyfini çıkarmaya bak.Monoton ama çok kısa…:D:D
@Bacım
Evet hepimizin maratonu başladı. Otobüs, müzik, arkadaşlar,…herkes için aynı belki ama işte ben memnunum bu monotonluktan.
Senin işin zor canım, senin durup da sıkılacak zamanın bile olmamıştır. E doğal olarak bundan memnun olup olmadığını da anlamak biraz zaman alabilir..
@ayşegül
Tanıyorum canım hem de çok iyi tanıyorum.
Haklısın kardeşim, herkesin hayatı kendine sıkıcı. Hatta insanlar öyle bir maratondalar ki farkında bile değiller belki de sıradan bir hayatları olduğunun. Belki bunu düşünmeye bile vakitleri yok. O doktor anlamlandıramadığı, heycan verici bir bulguyla karşılaşırsa, o futbolcu kupa alacağı bir maça çıkacaksa o hafta ve o anne torunu için dikiş nakış yapmaya başlıyorsa bu defa işte o zaman durup da “vay bee hayat işte” deniyor. Çoğu kez farkında olmuyoruz hayatın bize sunduklarının, sıkıcı diyebiliyoruz istediğimiz gibi. Ama ilginç ve güzel bir şeyler olunca “hayat işte” de diyebiliyoruz. O yüzden yine haklısın ki arkadaşım hayat çok kısa şükretmek ve tadını çıkarmak lazım..
Ah ne büyük haksızlık ettim ben bu yazıya.. Yüzüme bakmasa yeridir vallahi!
Dönüp dolaşıp kaç kere okumuşumdur bilmiyorum ama yatağıma doğru ilerlemeye niyetlendiğim şu dakikalarda ne kadar monoton bir koşturmaca içerisinde tükettiğimi fark ettim hayatımı ve bir daha.. ve bir daha okudum..
Haklısın, tuhaf bir haz veriyor insana bu sıradanlık.. Sanırım ne veya neler olacağını az da olsa bilebilmek bunu insana yaşatan.. Ne de olsa meraklı bir toplumuz biz, bu önemsiz gibi duran ayrıntıyı merak etmemize gerek kalmaması ayrı bir h(b)oşluk herhalde!
Tekrar döktüğün pırlantalara dönelim şimdi de..
Neden bilmiyorum aslında ama bu tarzı sana çok yakıştırdım.. Okurken “Aha! İşte tam Ecem’sel bir örnek” dedim.. Çünkü her zaman sorduğun soruların veya aklını kurcalayan şeylerin arkasında/ içerisinde, cevabını yine kendin buluyorsun sen.. Bu da sana pek yakışıyor.. Hele ki böyle nüktelerin aksisedası duyuldu mu tümcelerde “okuma da, ezberle” diyesim gelir hep, benden söylemesi..
Uzunca bir yorum ardından, şimdi usulca ama siluetimi üzerinde bırakırcasına çekiliyorum kendi köşeme..
Bu güzel ve “hepimizden” denemen için seni tebrik ediyorum tatlım..
Sevgimle..
@Bilge
Tuhaf, bu yazıyı okuduktan sonra herkes hayatının monoton bir tarafını farketmiş..Kötü mü yaptım acaba?
Evet, şu sıra sınav dönemine girdiğim için durup her ayrıntıyı merak etmeme gerek kalmadan yaşamayı özledim. :S Arada farklılık da iyi gelmiyor değil hani.
Ablacım sen yine aynı şeyi yaptın.. Yine bana bende olan bir şeyi farkettirdin. Haklısın, sanırım sorduğum soruları ben cevaplıyorum çoğu kez. Belki kendimden başkasının cevaplarına güvenmediğim için, belki de kendi cevaplarımı bulabilmek için, belki de “bakalım cevabıım var mııı?” diye..
Ya da ben soruyorum da cevap mı veren olmuyor acaba? :S
Neyse..
Çook teşekkür ederimm ablacım, şımardıım galibaa.
Çok güzel bir yazı olmuş. Zevkle okudum doğrusu.
Eline sağlık..
Merhaba..
Çok teşekkür ederim
Üzerinden 1 yıldan fazla vakit geçmişken bu yazının sonuç kısmı yeniden tartışmaya açılabilir..